4 yıl önce GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer’in Akit’te yayınlanan bir roportajının bugün de ehemmiyetini muhafa ettiği için dikkatinize sunmayı düşündük
‘’Yüce İslâm dininin en temel ve hassas unsurlarından birisini teşkil eden helal beslenme konusunda dünya çapında çalışmalar yürüten Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer, gazetemiz Akit’e konuştu. Türkiye’nin helal gıda konusunda yasal düzenlemelere giderek helal üründe dünyanın ana omurgasını oluşturması gerektiğini söyleyen Hüseyin Kâmi Büyüközer; bu hususta hem vatandaşlar hem de devlet mekanizması olarak mevcutta olanı, olmayanı ve olması gerekeni en çarpıcı ayrıntılarıyla Akit okurları için paylaştı…
Haram her yerde haramdır
-Öncelikle helal beslenme niçin önemlidir?
Her şeyden evvel Allah’ın emri olduğu için helal ve tayyib gıdalarla beslenmeliyiz. Aksine hareket edersek şeytanın adımlarına uymuş oluruz, bu Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın buyruğudur. Bu kadar kesin hükmü bizler maalesef 100 yıldır görmezden geliyoruz. Helal yiyemeden kıldığımız namazlar, tuttuğumuz oruçlar da, diğer tüm farz ibadetlerimiz de hayatımızdaki her şey gibi olumsuz etkileniyor.
-Vatandaşlarımız alkolü büyük günah olarak görüyor ancak aynı durumda yediği bisküvinin helalliğini umursamayabiliyor. Bu ikisi aynı şey değil midir?
Haram her yerde haramdır. Bisküviye karışmış haramlık da aynıdır, içki de haramdır. Toplumumuzun bu konuda bilgilendirilmesi gerekiyor. Yediğinin içeriğini bilmeyen çok insan var. Maalesef yazılı basın olsun, televizyonlar olsun, devlet kurumları olsun bu durumun üzerinde fazla dulmuyor.
Helal sertifikalı 500 firma
-Şu an için nasıl ilerliyor bu durum? Sertifikasyon nasıl yapılıyor helal ürün konusunda?
Hükümetin bu konudaki olumlu adımlarının yanı sıra, son yıllarda Malezya, Endonezya ve bazı Arap ülkeleri ithalatta Helal Sertifika şartı arıyor. Türkiye kökenli ürünlerin bu süreçten olumsuz etkilenmesini önlemek maksadıyla bizler 2009 yılında bu ülkelerden akreditasyon alarak Helal Sertifika verme açılımı yaptık ve üreticilerimizin ürünlerini bu ülkelere ihraç etme imkânını sağladık. Helal etiketleri de dolaylı olarak iç pazarda da kullanılmaya başlandı. Türkiye başta olmak üzere Güney Kore’den Rusya’ya kadar 500 dolayında firmamız ihracata dayalı Helal Sertifika almış durumda.
-Helal gıda için çıktığınız yolda zorluklar yaşadınız mı?
Bu işe ilk başladığımız zaman büyük sorunlar vardı. Helal sertifikası vermek istediğimiz için Rekabet Kurulu üzerimize geldi, markaların “Helal” etiketi kullanması engellendi. Ancak AK Parti Hükümeti sonrası kadroların yenilenmesi ile birlikte o anlayış değişti. Gıda Bakanlığı’nda olumlu gelişmeler oldu ama tabii ki eksik. Kanunlar yetersiz. Ayrıca Helal Sertifikası konusunda istismar konusu da mevcut. Bazı markalar sahte logo kullanarak büyük marketlere kadar ürün sokabilenler var. GİMDES olarak helal sertifikasıyla ilgili akıllı telefonlara helal gıda sorgulaması alanı hazırladık. Vatandaşlarımız bu uygulama üzerinden sahtekarlıkları bizlere bildiriyor ve ivedi şekilde bu yanlışın önüne geçiyoruz.
Yahudi koşerine uygun olmayan ürünün satışı bile yasak
-Bu hususta devlet olarak destek var mı?
Diyanet bu konuda herhangi bir çalışma yürütmüyor. ‘Hadi gelin bir çalışma yapalım, helal sertifikasyonu için bir çatı teşkilatlanmaya gidelim’ denilmesi gerekir. Bugün İsrail’de, Yahudi koşerine uygun olmayan ürünün satışı yasak. Türkiye’de ise bu şekilde hiçbir mevzuat yok. Ne anayasada ne de diğer yasalarımızda helal ile haramı anlatan, tarif eden bir bölüm bulunmuyor.
-Helal gıda ile ilgili “Yerli ve Milli Üretim” logosu gibi tüm ürünler üzerinde helal olup olmayacağına dair bir ibare yer alamaz mı?
Türkiye’de Müslümanlara yönelik Yerli ve Milli Ürün ibaresi gibi “Bu ürün Müslümanların kullanımına uygundur ya da değildir’ ibareli, uygunsa helal sertifikasyonundan geçmiştir o sertifikayı içeren logoyla birlikte, uygun değilse İslami hassasiyeti yoktur o da onu tercih eder. Ama devletimiz bu konuda seküler sistemten dolayı bir adım atamıyor.
-Helal gıdanın iktisadi boyutu nedir?
Tam bu noktada helal sertifikanın ana omurgası Türkiye olmalıdır diyoruz. Ticari getirisi hususunda da ülkemize maddi getiri sağlayacaktır. Şu anda helal sistemde 4 trilyon dolarlık bir havuz var. Şu anda ancak yüzde 14’ü değerlendirilebiliyor tüm dünyada. 84’lük alanı ise bâkir. Bunun öncülüğünü Türkiye yapmalıdır. Tüm dünyadaki Müslümanlar Türkiye’nin helal ve tayyib ürünlerine rağbet eder çünkü. 2 milyar Müslümanın hem gıda, hem kozmetik, hem de sağlık alanındaki ürünlerde helal gıdaya Türkiye merkezli olarak ulaşabilir.
-Son olarak Türkiye bu konuda ne yapmalı, nasıl bir mevzuata gidilmeli?
Ülkemiz seküler bir sistemin içinde olduğu için birden bire çıkış yapamaz ama ticari anlamda toplumsal içerikli kararlar alabilir. Bizim anayasa değişikliği sürecindeki teklifimiz şuydu: “Türkiye’de Yahudiler var, Müslümanlar var, vejetaryenler var. Bunların helal gıda ile ilgili sorunları var. Bunların haklarını koruyacak şekilde bir anayasa maddesi getirmenizi istiyoruz” dedik. O maddeye dayalı olarak firmalar daha düzenli hareket edecek ve istismara kalkışamayacaktı. İngiltere’de bir vejetaryen ürünle ilgili hata yapmıştı. Vejetaryenlerin bunları mahkemeye vermesi üzerine binlerce ürünü toplatma kararı aldılar. Ülkemizde de böyle bir hak olmalı. Yasal ve anayasal tüm adımlar atılmalı ve vatandaşlarımızın bilinçlenmesi için kamusal bir seferberlik ilan edilmelidir. Diyanet Teşkilatı’nın da yer aldığı komisyonlarda bu husus sıklıkla işlenmeli hatta kamu spotları hazırlanmalıdır. Çünkü helal ve tayyib olan her ürün insan sağlığı için elzemdir